Teknoloji Destekli Matematik Eğitimi-1: Gelişmeler, Politikalar ve Stratejiler
Prof.
Dr. Yaşar
Ersoy
ODTÜ
Eğitim Fakültesi, 06531 Ankara
yersoy@metu.edu.tr
Özet: Matematik olmadan
bilim ve teknolojiden, sosyo-ekonomik kalkınmadan,
nitelikli ürün ve hizmetten söz etmek yanıltıcıdır.
Bu nedenle, tüm gelişmiş ülkelerde olduğu
gibi ülkemizde de herkes matematikte güçlenmeli,
düşüncel kültürü edinmeli ve ortak değerleri
paylaşmalı, iletişim dilini etkin
ve yaygın biçimde kullanmalıdır.
Bu süreçte, bilişim teknolojileri (BiTe)
matematik öğrenme ve öğretmeyi derinden
etkilemekte olup sözkonusu araçların işlevlerinin
bilinmesi, gelişmelerin izlenmesi ve matematik
eğitiminde kullanılması kaçınılmazdır.
Bu çalışmada
BiTe’nin bir ürünü olan bilgisayar (BiSa) ve hesap makinesi
(HeMa)’ nin okullarda Matematik öğretimi
sürecinde kullanılması ile ilgili olarak
politikalar, stratejiler ve gelişmeler özetlenmektedir.
Anahtar Sözcükler: Matematik eğitimi, Hesap makinesi, Politika ve stratejiler,
Teknoloji destekli/yardımlı matematik
öğretimi
1. GİRİŞ
Yeni bir yüzyılın, 21.yy başında,
bilişim çağının eşiğindeyiz.
20. yy, matematiğin insan yaşamın
her alanında etkili olduğu bir yüz yıl
olarak geride kaldı; 2000 “Dünya Matematik
Yılı” olarak pek çok ülkede kutlandı. Dünden bugüne, kuşbakışı
ile baktığımızda, 20. yy boyunca
bilim ve teknolojide pekçok gelişme sağlandı;
bu gelişmede matematiğin büyük katkısı
ve etkisi olduğu bir çok yerde belirtildi
ve vurgulandı. Ayrıca, geçen yüzyılda
süre, zorunlu eğitim yaş dilimi ve ülke
genelinde eğitim yaygınlaştı;
yanıt bekleyen binlerce sorulara yanıtlar
arandı, çözüm bekleyen sorunları gidermek
için kurumlar ve kuruluşlar çaba harcandı,
kişiler ve kurumlar bütçelerinden harcama
yaptılar. Ancak, beklentilerin çoğu
karşılanamadı ve bazı sorunlar
çehre ve nitelik değiştirdi.
Daha açıkçası, son on yıldır
daha hızlı bir biçimde yaygınlaşan
küreselleşme hareketi ile birlikte bazı
sorunlar çözülemedi, kuzey-güney, batı-doğu
yarım kürelerinde yaşayan toplumlar
arasındaki gelir dağılımının
dengesi daha da bozuldu. Bu nedenle, yer küremizin
bazı bölğelerinde ciddi çatışmalara,
kargaşalara ve küçük ölçekli savaşlara
tanık olmaktayız. Kısacası,
sorunların bir taraftan çehresi ve niteliği
değişirken bir taraftan da toplumların
ilgi odakları ve gereksinimleri değişmeye
başladı. Bu bağlamda, yokluk, yoksulluk
ve yolsuzluk gibi sorunların anlaşılması
ve giderilmesinde eğitimin önemi daha iyi
anlaşılmaya başlandığı
gibi her ülkede eğitimden beklentiler de
arttı. Nitekim, bilim ve teknolojideki gelişmeler,
veri işleme ve iletişim alanındaki
köklü yenilikler, uzaklık ve zaman kavramlarını
tümüyle değiştirdi; yerküremizi bir
ölçüde küçültürken, aynı zamanda düşün
dünyamızı olabildiğince genişletti
ve zenginleştirdi. Bu yöndeki gelişmeler,
kuşkusuz herkes ve her ülke için olmasa da
bazıları için yeni olanaklar ve fırsatlar
demektir. Bu bağlamda, genelde eğitim
özelde okullarda matematik öğretimi ve eğitimi
(MÖvE) konusu incelenerek genel eğilimler
ve gelişmeler doğrultusunda Türkiye’de
yeni politikalr ve stratejiler geliştirilmelidir.
Şunu hemen belirtmek gerekir ki yıllardır
okullarımızda Matematiğin yaşamımızda
çok önemli etkilerinin olduğu anlatılmamış
veya anlatıldıysa da toplumca anlaşılmamış;
veye gerekleri yetkili yöneticilerce yerine
getirilmemiştir. Oysa, Türkiye’de yapılması
gereken ve yapılacak bir dizi köklü yenilik
ve yapısal düzenleme bulunmaktadır.
Daha açıkçası, dünün “Öğretileni
Öğren”, bugünün “Öğrenmeyi Öğren”
sloganları eskimiştir. Yeni ve yarının
söylemleri ve sloganları “Düşünmeyi
Öğren”, ve “Yaratıcılığı
Öğren” dir. Bu bağlamda, matematik
hem bir öğretim konu alanı, hem de kazandırdığı
düşünme ve problem çözme becerileriyle bir
dil ve araç olarak bireyin gelişimine çok
yönlü katkı ve yarar sağlamakatadır.
Ancak, sözkonusu yarar, çağdaş anlayış,
gerçekçi amaçları içeren nitelikli öğretim
ve eğitim programları, araç-gereç ve
insan kaynaklarıyla gerçekleştirilmektedir.
Bilmeliyiz ki matematik olmadan bilim ve
teknolojiden, sosyo-ekonomik kalkınmadan,
nitelikli ürün ve hizmetten söz etmek yanıltıcıdır.
Bu nedenle, ülkemizde herkes matematikte güçlenmeli,
düşüncel kültürü edinmeli ve ortak değerleri
paylaşmalı; ayrıca matematiğin
ussal ve evrensel iletişim dilini etkin ve
yaygın biçimde kullanmalıdır. Bu kısa incelemede
söz konusu olan değişikler, gelişmeler,
yeni eğilimler, izlenen politikalar ve stratejiler,
satır başları ile kısaca özetlenmektedir.
Ayrıca, köklü yeniliklerin bilişim çağının
bir gereği olduğu belirtilerek, yeni
programların bileşenleri içinde bilişim
teknolojisi (BiTe)’nin etkilerine de değinilmekte;
Türkiye’de yapılacak çalışmalar
ve düzenlenecek etkinliklerle ilgili olarak bazı
öneriler sunulmaktadır. Düşünceler
ve öneriler bir demet olup oldukça karmaşık
sorunun, ancak bir- iki cephesini aydınlatabilecek
kadar sınırlı olup olsa olsa okura
kısmen yol gösterici olabilecektir.
2. BAZI ÖNBİLGİLER:
MATEMATİK VE MATEMATİK EĞİTİMİ
İnsanlık
ve eğitim tarihi içinde başarılı
ve başarısız sonuçlar olduğu
gibi okullarda MÖvE ilgili olarak da sorgulayacağımız
durumlar, örneğin, eğitimin niteliği,
öğrenci başarısı, öğretmen
eğitimi vd, teknolojinin eğitimle ilgili
sorunları giderme yönünde sunduğu yeni
bir takım olanaklar bulunmaktadır. Bu
bölümde, matematiğin önemi ve matematik eğitimin
gereği, ayrıca, BiTe’nin etkilerinden
bazıları kısaca özetlenmektedir.
2.1.
Matematik ve Matematiğin Önemi
Aklımız
olduğu için kendimizi ve doğayı
biraz anlıyor, tanıyor ve sorgulayabiliyoruz.
İnsan, aklı olduğu için düşünüyor;
düşündüğü için her şeyi sorguluyor
ve sorgulama sürecinde de matematik dilini, örneğin
sayı, sembol ve şekilleri, kullanmaktadır.
Ancak, bu denli yaygın ve eskiden beri matematiği
kullanmasına karşın insanlar matematiğin
ne olduğu konusunu açıkça belirleyecek
ortak bir tanımda anlaşamıyorlar.
Önemi ve yararı konusundan kuşku duyulmamasına
karşın, matematiğin, tüm ilgililerin
veya matematikçilerin üzerinde anlaştığı
bir tanımı, henüz yoktur. Belki de
matematiğin gizemi bu özelliğinde saklıdır
ve öyle kalacaktır. Ünlü düşünür B.
Russell, geçen yüzyıl içinde bir ara, matematiği
uğraş konusu belli olmayan bir çalışma
olarak nitelemişti. Bununla birlikte, matematiğin
nitelikleri kolaylıkla sıralabilmekte;
fakat tanımında kişiler zorlanmaktadır.
Bu özelliğine ve gizemine karşın
yine de matematiğin ne olduğu ile ilgili
bazı tanımlar yapılmalıdır
ve önemi iyi anlaşılmalıdır.
Matematik,
kimilerine göre soyutlama ve modelleme bilimi
kimilerine göre bilimin ortak dili ve aracıdır.
Burada unutulmaması gereken gerçek şudur:
Matematik evrensel ve soyut bir iletişim
ve tüm bilimlerin ortak dilidir. Bu yalın dilin kullanıcısı
olan bilim insanlarının sayısı
her ülkede artmakta; ürettikleri bilgiler çığ
gibi büyümekte; o alanının uzmanları
dışında kişilerce dilin anlaşılması
güçleşmektedir. Bu nedenle, ileri endüstri
ülkelerinde yeni bir değişim ve dönüşüm
yaşanmaktadır. Sözkonusu değişimleri
doğru algılamak ve değerlendirmek,
bu doğrultuda Türkiye’de de bazı düzenlemeler
ve köklü yenilikler yapmak gerekmektedir.
Galileo,
yılar önce, “Bilim gözlerimiz önünde açık
duran ‘evren’ dediğimiz o görkemli kitapta
yazılıdır. Ancak, yazıldığı
dili ve abc (alfabesini) öğrenmeden bu kitabı
okuyamayız. Bu dil matematiktir; bu dil olmadan
kitabın bir tek sözcüğünü anlamaya olanak
yoktur.” demişti. Günümüzde de bu gerçek
değişmedi; yaşantımızda
gereksinimler ve matematiğin önemi düne göre
göreceli olarak arttı bile. Daha açıkçası,
matematik, insanın basit gereksinimlerini
gidermek için yaratılmış bilgiler
kümesi veya bir düşünme ve akıl yürütme
aracı olabilir. Örneğin, sayılarla
ilgili olarak bir çobanın koyunlarını
sayması olduğu gibi geometrinin temelinde
her yıl eski Mısır topraklarında
taşan Nil sularının altında
kalan tarla sınırlarını yeniden
belirlemek olabilir. Bunlar, kuşkusuz, matematiğin
çocukluk dönemi için örnekler olup günümüzdeki
uğraşılar ise bu denli somut ve
basit değildir. Matematikte binlerce yıl
öncesinin kuramları günümüzde de geçerli
olup bilim disiplinleri içinde en hızlı
gelişen ve değişen de matematiktir.
Gölgesinde yüzlerce varlığın yer
aldığı ulu bir ağaca benzeteceğimiz
matematik, durmadan sürgünler vermekte; meyvesi
ile canlı organizmaları beslemekte;
giderek büyüyen gölgesi ile doğa, mühendislik,
sağlık ve toplum bilimlerin çınar
ağacı olmaktadır. Böylece, matematiğin
uygulama alanlarında olduğu gibi soyut
matematikte de dev adımlar atılıyor;
matematik , matematiksel bilimleri ve bilgisayar
bilimleri yeni evreler içinde birbiri ile bütünleşiyor.
Öte
yandan, matematik, kimilerine göre bir sanat olup
kuralları ve anlatımı bir çok estetik
özellikler içerir. Bu bağlamda, matematik
ve felsefe arasında bağlantılar
aransa da matematik felsefe değildir; ancak
hem matematiğin hem de matematik eğitiminin
kendine özgü bir felsefesi olduğu bir gerçektir.
Özellikle, okullarda matematik öğretimi ve
eğitiminin amaçları belirlenmeye çalışıldığında
matematiğin ne olduğunun bilgi bilimi
(epistomolojik) olarak anlaşılması,
matematik bilgilerin doğada saklı iken
bulgulandığımı yoksa yaratıldığımı
konusunda bir belirleme yapmak gerekmektedir.
2.2.
Matematik Eğitiminin Gereği ve Önemi
Matematik
eğitimi, matematik kadar eskiye dayanır
ve geçmişte yer eden derin kökleri ve felsefesi
vardır. Buna karşın, üzerinde tartışılsa
bile bilimsel anlamda çokşey konuşulmaz,
ancak çok yerde duyuşsal tepkiler dile getirilir.
Bununla nereye ve nasıl varılacağı
ise açıkça bellidir. Bunun yerine, matematik
eğitimi konu alanını belirleyip
konuyu Türkiye’de de bilimsel ölçütlerle ele almak
ve tartışmak gerekmektedir. Ancak, konunun
çok boyutlu olduğu ve birden çok bilim alanını
ilgilendirdiği unutulmamalıdır.
Bir başka anlatımla, matematik eğitimi
ne tek başına bir temel bilim alanı
ne de toplum bilimi, özellikle psikoloji konusu
olarak bunların basit bir toplamı değil,
bir çoğunun sentezidir.
Daha
açıkçası, günümüzde pek çok ülkede olduğu
gibi Türkiye’de de matematik eğitimi yerine
matematikten söz etmek, göreceli olarak daha kolay
belkide daha fazla ilgi çekicidir. Matematik,
çok eski bir geçmişe sahip ve önemli olmasına
karşın nedense üzerinde çok fazla konuşulmaz;
her yerde ve fırsatta söyleşi konusu
da olmaz. Ama, eskiden olduğu gibi matematik
her ülkede ve her okulda ilk yıllardan başlayarak
öğrenciler için zorunlu derslerden biridir.
Örneğin, Ortaçağda bile okullarda ve
üniversitelerdeki öğretim programlarında
aritmetik, geometri, astronomi derslerine yer
verilirdi. Bu gelenek çok yerde yitmemiş
olup toplum bilimleri alanında yüksek öğretim
gören öğrencilerin zorunlu dersleri içinde
çeşitli matematik dersleri vardır. Oysa,
Türk yüksek öğretiminde matematik ve matematiksel
bilim dersleri birçok fakülte ve bölüm ders paketleri
içinde yoktur. Bu nedenle, toplum bilimlerinde
sayısal ve sembolik modelleme ve analitik
düşünmeye gerektiğince yer verilmemekte;
sözel anlatım odaklı etkinliklere ve
anlatımlara ağırlık verilmektedir.
Bu yönü ile bilim dünyası insanları
arasında düşüncelerde bulanıklık,
dilde ortak simge ve kuralları belirgin bilim
dili matematik hiç ya da çok az kullanıldığından
iletişim zorluğu çekilmektedir. Oysa,
resimde, müzikte ve edebiyatta matematiğin
ve matematiksel düşüncenin temel olduğu
iyice bilinmeli; bu düşünce olmadan ne perspektif,
ne ritim ne de kompozisyon gerektiğince anlaşılamaz.
Bilişim çağında ve
bilgi toplumlarında sıradan ve bir dönem
eğitim değil, nitelikli ve sürekli eğitim
amaçtır. Bu süreçte odakta “insan” olup amaç,
bilgili olmaktan çok “bilgi üretme” dir. Denenmiş
bilgi (know-how), aslında, nitelikli
ve maliyeti daha ucuz ürün ve hizmet üretimi için
gereklidir. Bu nedenle, her düzeydeki okullarımızın
öğretim ve eğitim programlarının
sorgulanması, çağın gerekleri doğrultusunda
yenilenmesi, BiTe’nin sağladığı olanaklardan yararlanmak
gerekmektedir.
Daha açıkçası, en az 2500 yıl kadar
bir geçmişi olan matematik ve matematik eğitimi
ile ilgili olarak çok sayıda düşünürün
ilginç görüşleri ve edindiği değişik
deneyimleri vardır. Örneğin, Antik Yunan
döneminde Eflatun, “matematiksiz kültür olmaz”
derken, Pisagor, yaşamın gizemini sayılarda
aramakta; Platon, geometri bilmeyenleri Akademisi’ne
almıyordu. Bugün için matematik ve matematik
eğitimi ile ilgili örnekleri çoğaltabiliriz.
Söz konusu örnekler, aslında, matematik nedir,
yararları nedir diye başlayıp matematiğin
yaşantımızda önemi, bilim ve teknolojinin
gelişmesine katkıları, vb diye
demetlenebilir; çok sayıda tartışmalı
konu gündemde ön sıralarda yer alabilir.
Ayrıca, okul yıllarına bile başlamadan
ön kavramları ile tanıştığımız;
okul sıralarında kimimizin hoşlandığı
ve başarılı olduğu, fakat
büyük çoğunlun sevmediği ve korktuğu
matematikle ilgili de bir dizi düşünceyi
ve araştırma bulgularını sıralamak
ve bunlar üzerinde günlerce tartışmak
olasıdır.
Burada bu sorunlardan yalnızca küçük bir
kısmını gündeme alıp görüşleri
ve önerileri değerlendireceğiz.
“Bir
Matematikçinin Savunması” adlı yapıtında
G. Hardy (1999), “seçkin bir hayata giden yolun
matematikten geçtiği” savı yaygın
olarak bilinmemesine karşın bu anlayış
bir grup insanın, açıkçası matematikçilerin
belleğine ve yaşantısına yer
etmiştir. Bu nedenle, ilk bakışta
görünmeyen, fakat gelişmiş ve endüstrileşmiş
ülkede çok sayıda matematikçi ve matematik
eğitimcisi vardır. Çünkü, matematik
ve matematiksel düşünce olmadan, sayıların
ve şekillerin dilinden anlamadan, daha açıkçası
matematik okur-yazarı olmadan ne bugün ne
de gelecekte demokratik ve çağdaş bir
toplumun saygın üyesi olmak olası gözükmüyor.
Bu nedenle, 1960 yıllarda “yeni matematik”
(new/modern mathematics) hareketi günümüzde
“herkes için matematik” (mathematics for all)
özdeyişi ya da sloganı ile yer değiştirmiş;
1980 li yılların ortasından başlayarak
okul matematik programlarının amaçları,
içerikleri, öğretme-öğrenme yöntemleri
vd açısından, yeni baştan gözden
geçirilerek köklü değişiklikler ve yenilikler
yapılmaya başlanmıştır
(örneğin, NCTM, 1980; Cockcroft, 1982; NCTM,
1989).
2.3.
Bilişim Teknolojilerinin Matematik Öğretimine
ve Eğitimine Etkileri
Uzun
yıllar okullarda MÖvE sürecinde yazı
tahtası-tebeşir veya kağıt-kalem
ikilisi dışında birtakım araçlardan
söz edilmemiştir. Ancak, son yıllarda
durum tümüyle değişmemiş olmasına
karşın MÖvE kolaylaştıracak
ve süreçte yardımcı olacak bilişsel
araçlara ilgi artmıştır. Zihinleri
yormak ve anlamsız bir yığın
bilgiyi ezberlemek, bireyi yorucu işlemlerle
uğraştırmak yerine matematiksel
düşünme, problem çözme ve yaratıcılık
becerilerini geliştirme; işlemleri yapmada
araç kullanmayı yeğleme yönünde bir
dizi öneriler bulunmaktadır. Bu bağlamda,
BiTe’nin
okul matematiğin öğretiminde etkin olarak
kullanılması son yıllarda yoğun
olarak tartışılan, politikası, stratejisi, öğretim yöntemleri
ve kurguları geliştirilen çok yönlü
araştırma konulardan biridir (örneğin,
Cockcroft, 1982; Howson
& Kahane, 1986; NCTM,
1989; Graf
et al, 1994, Ersoy, 1994,
Ersoy, 1997a, b).
Bu çerçevede, MÖvE sorunlarından
bir demeti incelenmekte,
öğretmenlerin hizmetöncesi ve sürekli eğitimi
için yatırımlar yapılmakta, öğretmenleri yetkinleştirme amacıyla çeşitli düzeyde ve içerikte etkinlikler
düzenlenmektedir. Ayrıca, öğretmenlerin konuyla ilgili yetkinliği,
pekçok ülkede son 15-20 yıldır araştırma
ve tartışma konusu olagelmektedir. Çünkü, geleneksel eğitim anlayışına
göre çocukları ve gençleri eğitmek ve
bilgi toplumuna hazırlamak olanaklı
olmayıp öğretmenlerin yeni bilgi ve
beceriler kazanması gerektiği açıkça
bellidir.
3. BAZI YENİLİKLER VE GELİŞMELER
Bilim ve teknolojideki son yıllardaki köklü yenilikler, matematik
öğretme-öğrenme etkinliklerini çok yönlü
etkilemektedir. Bu bağlamda, sözkonusu gelişmeler
okulların amacını, ders içeriklerini,
ölçme değerlendirme ölçütleri başta
olmak üzere pekçok disiplinin öğretim ve
eğitim programında (müfredat) yapısal
değişiklere neden olmaktadır. Bu
kesimde, Bilişim Teknolojisi Destekli/Yardımlı
Matematik Eğitimi (BiTeDME)’nin daha iyi
anlaşılabilmesi için okullarda matematik
eğitimi ile ilgili bazı yenilikler hakkında
özet bilgiler verilecektir.
3.1. Matematik Öğretimi ve Eğitiminde Bilişim
Teknolojilerini Kullanma
BiTe’nin
matematik öğretiminde etkisinin ve sağladığı
olanakların çok yönlü belirlenmesi, uygun
araç tasarımı, öğretmenlerin bu
alanda eğitimi için öğretim programlarının
geliştirilmesi ve denetimli olarak uygulanıp öğretmenlere
destek hizmetlerin sunulması ortak amaçlardan biridir. Bu bağlamda, her okulda karşılaşılan
ve giderilmesi gereken MÖvE sorunlarının
uzman ve öğretmenlerce birlikte çok yönlü
olarak araştırılması,
ilgililerle tartışılması,
sorunlara çözüm aranması, ortak düşüncelerin
ve
bulguların
rapor edilmesi gerekmektedir. Daha açıkçası, diğer ülkelerde olduğu
gibi Türkiye’de de BiTeDME incelemeye ve araştırmaya
değer konulardan biri
olduğu kadar BiTe sunduğu olanakların
eğitimciler ve öğretmenlerce bilinmesi,
bilişsel araçların, örneğin ileri
hesap makineleri (HeMa)’nın etkinliklerde
yararlı bir biçimde kullanılması
çağın gereğidir. Bu konuda daha fazla geç kalınmamalı; çocuklar ve
gençlere yeni olanaklar ve fırsatlar sunularak
onların bilgi toplumunun üyeleri olmalarına
yardımcı olunmalıdır. Bu bağlamda,
BiTe’nin öğretmen ve öğrenciye sunduğu
yeni olanaklar, başta matematik ve fen dersleri
olmak üzere her düzeyde okul ve sınıfta
tüm derslerde kullanılmalıdır.
Bu alanda çok sayıda araştırma
yapılmakta olup alan yazınında
(literatürde) çok sayıda olumlu sonuçların
elde edildiği belirtilmektedir.
Özellikle
BiTe’nin
ürünlerinden biri olan grafik/CAS HeMa’nin okul düzeyinde matematik öğretmede
ve öğrenmede etkinliği giderek artmasına
karşın sağlayacağı olumlu
katkıların diğer teknolojilere
göre göreceli durumu, olası yararları
ve ekinliği bir parça biliniyor olmasına
karşın tüm yönü ile, örneğin öğretmenlerin
kayguları, nasıl ve ne ölçüde HeMa’ni
kullanmak istediği açıkça bilinmemektedir.
Bu nedenle, başta ABD olmak üzere Batı
Avrupa ülkelerinde bazı ulusal ve uluslararsı
BiTeDME projelerin başlatıldığı
gözlemlenmektedir (örneğin, Monagham, 1993;
Cox, 1997). Bu bağlamda, Türkiye’de de bazı
çalışmalara başlanmış
olup ODTÜ merkezli ve diğer bazı üniversitelerle
işbirliği yapılarak BiTe, özellikle
HeMaDME konulu araştırmalar ve bir dizi
etkinlikler yapılmaktadır (Ersoy, 2000).
Özetle, çağdaş eğitim-öğretim
sistemlerinde gereksinim duyulan veya yararlı
olacağına inanılan bilgi ve becerilerin,
fazla gecikmeden ve uygun zamanda ilgili derslerin
öğretim proğramlarına öğrenme-öğretme
konusu olarak alınması gerekir diye
düşünmekteyiz.
3.2. Gelişmeler ve Bazı Beklentiler
Bilişim çağı eşiğinde BiTe de hızla gelişmekte
ve kullanma alanları genişlemekte ve
yaygınlaşmaktadır. Bu bağlamda,
BiSa-dayalı teknoljilerinin eğitim alanında
kullanılması ile ilgili olarak bir süredir
gözlem-lediğimiz ve tanığı
olduğumuz sözkonusu değişim ve
yeniliklerle ilgili yeni becerileri, yaşam
boyu eğitim anlayışı ile sınıf
ve matematik öğretmenlerinin edinmeleri;
mesleklerinde yeni yeterlikler kazanarak yetkinleşmeleri
çağdaş bir eğitimin gereğidir.
Ancak, sözkonusu yenilik ve uygulama, herşeyden
önce nitelikli insan kaynağı, yeni programlar,
etkin ve kullanışlı araç-gereç
demek olup bu konuda önhazır-lıkların
yapılması; öğretmenlere yeni becerilerin
kazandırılması amacıyla sürekli
eğitim seminerleri dü-zenlenmelidir.
Daha açıkça belirtmek gerekirse 1990 öncesinde ABD’de Prof Bert Waits
girişimi ve öncülüğü ile başlatılan
grafik HeMa’nin “calculus” ve cebir öğretiminde
başlattığı çalışmalar,
1996 yılı sonbaharında başta
İngiltere olmak üzere pek çok batı Avrupa
ülkesinde büyük ilgi görmüş; ICME-8 sonrasında
T^3 in Europe ve CAME çalışma grupları
oluşturulmuştur. Bu tür çalışmalara
koşut olarak BiTe ve diğer bazı
hesaplama teknolojilerin, örneğin HeMa’sinin
Türk okul sisteminde MÖvE etkinliklerinde kullanılmadığı
gözlemlenmektedir (Ersoy, 1994, Ersoy, 1998).
Matematik öğretmeni eğitimi ile okul
MÖvE programlarında ve öğretmen eğitimi
görevini yüklenen üniversitelerin ilgili birimlerinde
gerekli düzenlemelerin yapılması, insan
kaynaklarının geliştirilmesi; ayrıca
amaç ve hedeflerin gözden geçirilmesi, bilim ve
teknolojideki gelişmeler doğrultusunda
hizmetöncesi öğretmen eğitim programların
içeriğini uyarlanması gerekmektedir.
4. GELİŞTİRİLEN POLİTİKALAR
VE STRATEJİLER
Bazı gelişmiş ülkelerin MÖvE programlarında
genelde BiTe, özelde HeMa ve BiSa, yalnızca
matematikte neyin ne ölçüde önemli olduğunu
değil, matematiğin nasıl öğretilmesi
gerektirdiğini etkiledi ve değiştirdi.
Örneğin, daha önceleri öğretmen odaklı
etkilikler öğrenci odaklı olarak düzenlenmekte;
BiTe sağladığı bir dizi kolaylık
nedeniyle öğretme-öğrenme sürecinde
öğrenci daha etkin (aktif) olabilmektedir.
Bu kesimde sözkonusu teknolojinin potansiyeli
ve MÖvE programlarına etkisi kısaca
özetlenmektedir.
4.1. Matematik Öğretimi ve Eğitimi
için Hesap Makinesi ve Bilgisayarın Potansiyeli
Son on yıl süresince çeşitli uluslararası
konferanslarda ve kongrelerde birçok matematikçi
ve mate-matik eğitimci,
bazen okul öğretmenleri; öğretme ve
öğrenme süreçlerini geliştirmede programlanabilir
ve grafik HeMa’nin ve mikro BiSa’ın kullanımını
ve etkilerini tanıtan projeleri sundular.
Aynı toplan-tılarda, özellikle
kendi içerisinde oldukça dar kapsamlı konuları
ifade etmek için tasarlanan özel matematik BiSa programlarını veya matematik yapmak
için genel ve açık tip BiSa programları da tanıttılar. Bunları
burada ayrı ayrı incelemek hem ayrı
uzmanlık alanları girmesi nedeniyle
bizim için olanaklı değildir. Ancak
bunlar içinden bir kesimi inceleme konusu olarak
bu çalışmada ele alacağız.
Özellikle HeMa ve BiSa teknolojisi, okul matematiğinin
içeriklerinde ve sunumunda olağanüstü bir
etki yapma potansiyeline sahiptir. Son yirmi yıldır
bu gizil potansiyel hakkında birçok konuşma
ve birçok makale olmasına rağmen, bu
potansiyel, bazı ülkelerde ve kurumlarda
genellikle farkına varılmamış
olarak bir köşede kalabilmektedir. Şurası
kesin ki, BiTe: