İLKÖĞRETİM ONLINE

İOO | ARŞİV
| YAZARA NOT | YAYIN KURULU | HAKEM KURULU| ARAMA
içindekiler

EĞİTİMDE ELEKTRONİK İLETİŞİM

Prof. Dr. Veysel SÖNMEZ

Hacettepe Üniversitesi


Bundan yıllarca önce eğitimin bilgisayarla yapılacağını yazdığım zaman (Sönmez  1985: 1) çoğu eğitimci karşı çıkmış, dudak bükmüşlerdi. Neyse ki onlar da şimdi bunu savunuyorlar. Bu da sevindirici bir gelişmedir. Dergilerin Web sayfalarında olması  şaşılacak bir sonuç değil; tersine sevinecek bir olgudur. Yalnız dergiler mi Web sayfalarında olacak... Hayır... Belki tüm yaşamımız  bu sayfalarda bulunacak. Her türlü işlemimizi bu sayfalarla yapıp bitireceğiz. Doktora gitme, alış veriş yapma, hatta gezme, tartışma, eğlenme, yeni ürünler yaratma, eş ve iş seçme, eğitim, bilgi, beceri ve duyguyu paylaşma, üretme, yayma vb. etkinlikleri bu sayfalarla yapmaya başladık bile.

Eğitim çok değişkenli deneysel yanı baskın olan bir bilim dalıdır. Bazı bilim adamları eğitim ve sosyal alanlarla ilgili çalışmaları bilim olarak görmeme eğilimdedirler. Onlar için bilim yalnız fen alanıyla ilgili olan çalışmalardır; çünkü  deney, gözlem yalnız bu alanlarda yapılır. Oysa  eğitim biliminde de deney, gözlem yapılabilir. Söz gelişi “Pekiştirecin  öğrencilerin matematik dersindeki erişilerine etkisi nedir?” konusunda  bir araştırma yapmak istenildiğinde; en az iki grup öğrenci saptanabilir. Bu gruplar genel yetenek, matematik başarıları, karne notları, soyut düşünme güçleri, yaş, cinsiyet, ön test puanları, öğretmen, ders işleme yöntemi vb. istenmedik değişkenler açısından denkleştirilebilir. Bu gruplardan biri deney, diğeri kontrol  olarak şans yoluyla atanabilir. Deney grubunda pekiştireç kullanılır; diğer grupta kullanılmaz. Her iki grubu son test verilir. Ön ve son test arasındaki farklara bakılır. Bu farkların ortalamaları alınıp her iki grup karşılaştırılır. Gruplarda ders işlenirken pekiştirecin haricinde  diğer değişkenler her ikisinde de aynen kullanılır. Böyle bir yaklaşımla çalıştığınız da deney ve gözlem yapmış olursunuz. Fen bilimlerinde de aynı işlemler yapılmaktadır.Şimdiye dek eğitime bu anlayışla yaklaşılmadığından, onun bilim  olamayacağı savı baskındı. Eğitim yalnız kuramsal olarak ele alınabilir, masa başında  düzenlenip yapılır anlayışı  çoğu bilim adamlarınca  halen savunulmaktadır. Bu görüş hem yanlış, hem de  tutarsızdır. Yukarda verilen örnekte olduğu gibi  eğitim hem kuramsal, hem de deneysel boyutları olan bir bilim dalıdır. Eğitim olgusuna artık böyle bakılmalıdır.

Hiçbir bilim dalında elde edilen bilgiler yüzde yüz mutlak , kesin doğru olarak ele alınamaz. Bunun pek çok nedeni vardır. Ayrıca bilim hem doğrunun, hem de yanlışın düşmanı olma durumundadır. Bu onun yapısında vardır. Bilim bir bakıma yanlışlama süreci olarak işler. Oysa bizdekilerin çoğu bilimi hep doğrulama süreci gibi düşünmektedirler. Bu nedenden dolayı eğitim biliminde de elde edilen bilgiler  sürekli yanlışlanabilir. Bu ilkeyi unutmayın. Elde ettiğiniz bilginin doğruluk değerinden sürekli şüphe edebilirsiniz. Bu sizi daha doğruya götürebilir. Bilim adamının bir görevi de elde ettiği bilgiye yüzde yüz doğru gözüyle bakmamaktır. Bu tutum onu diğer insanlardan ayıran en önemli bir özeliktir. Sizler bilim adamısınız. Bu ilkelere göre yaşamınızı düzenleyebilirsiniz. Düzenlemek zorundasınız da.

Türkiye’de eğitimle ilgili ilk elektronik derginin bu anlayışı temele alarak çıkmasından büyük bir mutluluk duydum. Eğitime ve yaşama çok boyutlu bakmak  hem bilimin, hem de bu alanların  bir gereğidir; çünkü  değişkenler fuzzy-logice  mantıkla daha  tutarlı yorumlanabiliyor. Bu derginin uzun ömürlü olmasını, insanlığa, ulusumuza, bilime katkı getirmesi dileğimi  bildirir, saygılarımı sunarım.