içindekiler
İLKÖĞRETİMDE VELİ KATILIMI: Öğretmen-veli-psikolojik
danışman üçgeni
Prof. Dr. Hasan Şimşek
Yeditepe Üniversitesi
hsimsek@istek.org.tr
Giriş
Modern okul, endüstri devrimiyle yaşıttır.
Modern okul aynı zamanda tıpkı devlet, ordu
gibi bir takım modern kamusal amaçları gerçekleştirmek
için yaratılmıştır. Meyer ve Rowan’a
göre (1977) modern okula verimlilik veya ekonominin diğer
çağdaş araçlarıyla bakmak mümkün değildir,
çünkü modern okul artık neredeyse sorgulanamaz hale
gelmiş bir takım kamusal mitler üzerine oturmaktadır.
Meyer ve Rowan’ın “kurumsallaşmışlık”
(institutionalism) olarak adlandırdıkları
bu olgu önemlidir: Okul ne yaparsa yapsın asla ortadan
kaldırılamaz çünkü kamunun gözünde yerine konacak
başka bir araç yoktur; bu durum okullara dokunulmazlık
kazandırır; bu nedenlerle okulların daha
iyi işletilmesi için modern ekonomi ve işletme
bilimlerinin ilkelerinin uygulamaya çalışılması
boş çabadır; hükümetler ne kadar verimsiz olduklarına
bakmaksızın okullara bütçeden pay ayırmaya
devam edeceklerdir, çünkü aksini yapmaları bir sonraki
seçimi kaybetmeleri anlamına gelecektir.
Bu alternatifsizlik ve dokunulmazlık okulları
formal eğitim konusunda bütün toplumlarda tekel haline
getirmiştir. Bunun doğal bir sonucu olarak dünyanın
hemen bütün toplumlarının halkları üzerinde
okul çocuklarının eğitimleri konusunda
tek ve alternatifsiz otoritedir. Amerika Birleşik
Devletleri gibi eğitime daha yerel unsurlar katan
sistemlerde bu tekelciliğin dozu daha hafifken, Türkiye
de dahil hemen bütün kıta Avrupası’nın
merkeziyetçi sistemlerinde daha ağırdır.
Modern okulun bu özelliği, velilerin çocuklarının
eğitimlerine aktif olarak katılmalarının
önündeki en büyük engellerden birisidir.
Öte yandan, özel okullar daha farklı bir anlayış
üzerine oturur. En temelde her ne kadar eğitim programları
ve diğer unsurlar ülkemizde olduğu şekliyle
Milli Eğitim otoritesi tarafından denetleniyor
olsa da çocuklarına daha iyi bir eğitim aldırmak
isteyen veliler, özel okulları tercih etmektedirler.
Beklenti her ne kadar “daha iyi eğitim” ise de özel
okullara çocuklarını gönderen veliler arasında
da “kurumsallaşmışlık” paradigması
o kadar yaygındır ki özel okul velilerinin dahi
çocuklarının eğitimi konusunda sorumluluk
almak istemedikleri öğretmenler ve okul yöneticileri
arasında yaygın bir şikayet konusudur.
Diğer yandan, bu beklentiyi dile getirirken aynı
özel okul öğretmen ve yöneticileri okulda sık
sık boy gösteren veliden de çekinmekte, bu durumdan
pek hoşnut olmamaktadırlar.
Oysa, okulda yapılan şeylerin evde anne-babalar
tarafından desteklenmediği sürece okul eğitiminde
başarıya ulaşmak olası değildir.
Okul ve aile iki farklı toplumsal kurumdur ve farklı
beklentiler etrafında şekillenmişlerdir.
Bu iki farklı kurumun çocukların eğitimleri
konusunda çıkar birliğine getirilmesi gereklidir.
Sorun özellikle formal eğitimin başlangıcı
olan ilköğretim birinci sınıflar için çok
daha kritiktir, çünkü en temel çalışma ve öğrenme
becerileri bu yılda oluşturulmaktadır.
Bu temel gerekçeden yola çıkarak ilköğretim
birinci sınıflar için İSTEK Vakfı
Okulları’nda yeni bir yaklaşım geliştirmenin
gereği üzerine fikir yürütmeye başladık.
Sonuçta etkili veli katılımına hizmet edeceğini
düşündüğümüz “öğretmen-veli-psikolojik
danışman üçgeni” projesini gündeme getirdik
ve bu proje, İstanbul’daki sekiz İSTEK Vakfı
Okulu’nda 2001-2002 birinci döneminden itibaren uygulamaya
konuldu.
Projenin Temel Dayanakları
İyi ve sağlıklı bir eğitim
ortamı ancak öğretmen ve aile işbirliği
ile sağlanabilir. Aile ve öğretmen arasında
karşılıklı sevgi, saygı, işbirliği,
hoşgörü gibi olumlu duygular ve etkin, iyi bir iletişimin
varlığı öğrencinin yeteneklerinin ve
becerilerinin tanınmasına, kendi potansiyeli doğrultusunda
eğitilmesine hem akademik hem duygusal hem de sosyal
alanlarda başarılı olmasına katkı
sağlar (Ataç, 2001).
Olmsted ve Lockhart’a göre (1995) okul ve ailenin amacı
aynıdır, bir başka deyişle çocukların
eğitimi söz konusu olduğunda çıkarları
ortaktır. Her aile ve öğretmen çocuğa sosyal
uyum, ahlaki ve moral değer sistemlerini vermeye
çalışır. Amaç; iyi gelişmiş,
sağlıklı kişilikler ve kendini iyi
ifade edebilen insanlar yetiştirmektir. Ancak kullandıkları
yöntemler ve öğretme süreçleri çok farklıdır.
Aileler (veliler- anneler/babalar) ve öğretmenler
çocuğun günlük yaşamını paylaştığı
insanlardır. Bu çıkar birliğinden yola
çıkarak okul ve ailenin aynı yöntemleri kullanarak
çocuğa kısa zamanda ulaşmaları mümkündür.
Ayrıca öğretmen ve velinin çocuğa uyguladıkları
yöntemleri destekleyen ve bütünleştiren üçüncü bir
kurum da psikolojik danışmanlardır (Stone
& Taylor,1976).
Psikolojik danışmanlar, öğretmeni çocuğun
kişilik yapısı, aile yapısı,
geçmiş yaşamı, okul öncesi gelişim basamakları, genel yetenek-beceri
ve işlevsel davranış motifleri ve gelecekten
beklentisi konusunda bilgilendirme ve yönlendirme yapabilirler.
Çocuğun öğretmene ve aileye anlamsız gelebilecek
bazı tepki mekanizmalarını açıklayabilirler.
Psikolojik danışmanlar, çocuğun sergilediği
semptomların nereden ve niçin kaynaklandığını,
bilinç altında hangi olaylardan etkilendiklerini
aileye ve öğretmene açıklarlar. Ayrıca
olaylara ve sorunlara uzaktan daha gerçekçi, tarafsız,
bilimsel yaklaşır ve sorgularlar. Sorunların
çözümünde öğrenci, veli ve öğretmenin güvenebileceği
yardımcılardır. Kısacası psikolojik
danışmanlar, öğretmen ve veliler arasındaki
iletişimi güçlendirecek bağlantı kurabilecek
köprü vazifesini görebilirler.
Eğer öğretmen, öğrencilerini tanır,
onların aile yaşamlarını ve ailede
nasıl bir eğitim verildiğini bilirse, öğrencilere
nasıl yaklaşması gerektiği konusunda
bilgi sahibi olur. Çünkü her çocuğun evinde aldığı
eğitim farklıdır. Ailede okul eğitimindeki
gibi formal ve standart bir eğitim süreci yoktur
(Ataç , 2001).
Her ailenin beklentileri, yaşayış biçimleri,
çocuklarına uyguladığı eğitim
tarzı değişiktir. Bu faktörler çocuğun
kişiliğinin yerleşme aşamasında
kültürel, sosyal, ahlaki ve hatta duygusal görüş
açısını etkiler (Wolfendale, 1983).
Öğretmen-veli ve psikolojik danışmanlar
arası etkin ve olumlu bir iletişim sağlanırsa;
kısaca paydaşlar etkin bir işbirliği
içerisinde olursa çocuk kendini iyi ve mutlu hisseder.
İlgi ve merak, keşif alanları, bilim kavramı,
ruhsal- duygusal – sosyal denge, özgür düşünebilme,
kendini ifade edebilme, iç disiplin ve yaşama bağlılık
duygularını kazanır. Böylelikle öğrencilerin
akademik başarıları da artar.
xcv
Psikolojik Danışman
Sınıf
Öğr. Anne/Baba
En ideal durum; öğretmen-veli ve psikolojik danışman
üçgeninde ismi geçen paydaşların iletişimi
sayesinde çocuğu her haliyle kabul ettiğimizi
göstererek onu iyi-kötü, zayıf-güçlü yanlarıyla
tanıyabiliriz ve onda değişmesi gereken davranışları
belirleyerek bir takım sorunları iletişim
yoluyla azaltabilir ya da bütünüyle çözebiliriz.
Bütün bu nedenlerle, etkili bir okul öğretimi için
ev ve okul çevresinin bir arada olması ve birbirini
tamamlaması, bütünlemesi gereklidir. Bunun yollarından
birisi birinci sınıfa başlayan öğrencilerin
okulu sevmeleri ve temel eğitimlerini etkin olarak
kazanmaları amacıyla öğretmen-veli-psikolojik
danışmanları işbirliği içine sokmaktır.
Bütün bunlar okul ve evdeki çalışma alışkanlıklarının
sağlıklı gelişmesinde bu paydaşların
etkileşimleri ve iletişimlerinin birinci sınıf
öğrencilerinin ilerideki okul başarılarını
olumlu yönde etkileyeceği varsayımına dayanmaktadır.
Projenin Amaçları
-
Birinci
sınıfa başlayan öğrencilere okulun
sevdirilmesi,
-
Veli-öğretmen
işbirliği sağlanarak öğrencilerin
okula uyumlarının kolaylaştırılması,
-
Ailelerin
(anne-babalar), çocuklarının eğitim yaşantılarına
yardımcı olabilmeleri amacıyla bilinçlendirilmeleri
ve yönlendirilmeleri,
-
Okul yönetimi,
psikolojik danışma birimleri ve öğretmenler
işbirliğiyle okul–aile ilişkilerini güçlendirerek
birinci sınıf öğrencilerinin ev ortamından
okul ortamına geçişlerinin kolaylaştırılması,
-
Okul-veli-öğrenci
beklentilerinin doğru şekillendirilmesi, karşılıklı
yardımlaşma, bilgi alış-verişi
ve işbirliği anlayışının
yerleştirilmesi.
Bu amaçları gerçekleştirebilmek
konusunda temel sorumluluk okul yöneticilerine ve öğretmenlere
verilmiştir. Bu basit yaklaşımın arkasında
aslında çok önemli ve modern okullar açısından
yeni bir anlayış yatmaktadır. Okul sadece
çocukların eğitimlerinden sorumlu olmamalıdır;
okul aynı zamanda anne-baba gibi önemli bir okul
paydaşının da çocuklarının eğitimlerine
katkıda bulunabilecek belirli konularda eğitilmesinden
de sorumludur. Bu sorumluluk hele hele özel okullar için
vazgeçilmez bir öneme sahiptir.
Bu anlamda, proje kapsamında
üç önemli guruba sunulabilecek hizmetler konusunda sekiz
İSTEK Vakfı Okulu’nda birinci sınıf
öğretmenleri ile yarım günlük bir beyin fırtınası
seansı düzenlenmiştir. Bu çalışma
sonucunda öğrencilere ve velilere ne tür hizmetlerin
götürülebileceği konusunda aşağıdaki
görüş ve öneriler ortaya çıkmıştır.
1. Velilere Yönelik Yapılabilecek
Çalışmalar
-
Okul başlamadan önce, okula yeni başlayan birinci
sınıf öğrencileri ve onların velilerine
okulu tanıtıcı ve genel kuralları
açıklayan, psikolojik danışmanların,
sınıf öğretmenlerinin, velilerin ve öğrencilerin
birbirlerini daha yakından tanımalarını
amaçlayan genel bir toplantının yapılması,
-
Yıl içinde her ay işlenecek konuların her
ayın başında yazılı olarak
velilere ulaştırılması,
-
Gelecek yıla hazırlık olması anlamında
okulun vizyonunu, misyonunu da içeren ve içinde okulların
eğitim ilkelerinin vurgulandığı
ve uyulması gereken kuralları kapsayan detaylı
bir veli ve öğrenci el kitabının hazırlanarak
kayıt sırasında velilere ve öğrencilere
verilmesi,
-
Öğrencilerin sınıf içi durumlarının,
bilişsel, duyuşsal ve motor gelişimlerinin
sınıf öğretmenleri ve psikolojik danışmanlar
tarafından izlenerek yazılı halde saptanması
ve bunların daha ileri sınıf öğretmenleri
tarafından kullanılabilecek şekilde dosyalanması;
elde edilen bilgilerin ve ulaşılan sonuçların
periyodik olarak velilerle paylaşılması
(öğrenci izleme-değerlendirme dosyalarının
tutulması okulun rehberlik birimlerinin sorumluluğunda
olmalıdır),
-
Velilerin çocuklarıyla iletişimlerini güçlendirmek
ve onların okul yaşantılarını
yakından izlemelerine yardımcı olmak
amacıyla yönledirici ve bilgilendirici girişimlerde
bulunulması (örneğin, birinci sınıf
öğrencileri için her gün “yarım saat TV
kapat” girişimi—bu süreyi anne/babaların
çocuklarıyla geçirmeleri ve çocukların “ev
çalışmalarına” yardım etmeleri için
kullanmalarının özendirilmesi),
-
Velilere anne/baba takvim yöntemi çalışmaları
hakkında bilgi verilmesi ve bu takvim sistemini
ev ortamında uygulamalarının özendirilmesi,
-
Öğrencilerin verimli ve bilinçli ders çalışma
yöntemleri/becerileri kazanmaları için anne/babalardan
yardım istenmesi ve öğrenciler için ilgi çekici/cazip
yöntemlerin bulunması (örneğin çalar saat
yöntemiyle öğrencilerde belli bir ders çalışma
alışkanlığının yerleştirilmeye
çalışılması),
-
6 yaş çocuğunun özellikleri konusunda bilgili
bir psikolojik danışman eşliğinde
her sınıf öğretmeninin Eylül ayının
sonuna doğru sınıfındaki her öğrencinin
anne/babasıyla (anne/baba birlikte, tek olması
durumunda tercihan anne) bireysel görüşmeler yapılması.
Bu görüşmeler psikolojik danışman ve
sınıf öğretmeninin anne/babayı bilgilendirmesini
temel almalıdır: 6 yaş çocuğunun
özellikleri, aileden okul ortamına geçişin
yarattığı duygusal ve psikolojik değişimler,
çocukların evdeki öğrenme ortamlarının
düzenlenmesi, temel çalışma alışkanlıklarının
yerleşmesi konusunda evde anne/babalar tarafından
yapılacak şeyler, vb.
-
Dönem başı genel toplantı ve yukarıda
değinilen Eylül ayı sonu bireysel görüşmelerin
yanısıra her velinin rehberlik birimlerinden
ve sınıf öğretmenlerinden randevu alarak
çocuklarının okul yaşantıları
konusunda bilgilenmelerinin sağlanması,
-
Her dönem en az bir kez olmak koşuluyla öğrencilerin,
velilerin, sınıf öğretmenlerinin ve psikolojik
danışmanların okul dışında
bir etkinlik (sinema, tiyatro, piknik, vb.) planlayarak
aralarındaki etkileşim ve iletişimin
artmasının sağlanması,
2. Öğrencilere Yönelik Yapılabilecek Çalışmalar
-
Öğrencilerin verilen ödevlere
karşı korku ve kaygılarını
gidermek amacıyla “ödev” sözcüğü
yerine “ev çalışması” sözcüğünün
tercih edilmesi ve yaygınlaştırılması,
-
Öğrencileri okuldan soğutmamak
ve bıktırmamak için “0 ceza” uygulamasına
geçilmesi ve öğretmenlerin ceza yöntemini kullanmamaları
konusunda özendirilmesi,
-
Öğrencilere evde çalışma
ve kitap okuma alışkanlıklarının
kazandırılması amacıyla yeni yöntem
ve etkinliklerin bulunması (örneğin; bir ayda
5 kitap okutulması, resimlerin yorumlanıp
açıklanması ya da konuların drama şeklinde
anlatılması, vb.),
-
Birinci sınıf öğrencilerinin
daha verimli çalışmalarını sağlamak
için okulun çalışma koşulları ve
çalışma yerlerinin uygun hale getirilmesi
(özellikle oyun odalarının yaygınlaştırılması,
oyun odalarında kum saati, satranç ve oyun hamurlarının
bulundurulması, rehberlik birimlerine gereken araçların
sağlanması--minder, oyuncaklar vb.),
-
Okulun ilk aylarında öğrencilerin
sevdiği bir oyuncağı okul çalışma
masasında bulundurmalarına izin verilmesi,
-
Öğrencilerin derse olan ilgilerinin
artırılması ve okuldan sıkılmalarını
önlemek amacıyla Pazartesi sabah ve Cuma son saat
olmak koşuluyla oyun saatlerinin düzenlenmesi,
Projenin Etkili Olarak
Gerçekleştirilmesine Yönelik Olarak Okul İçinde
Yapılabilecek Etkinlik ve Düzenlemeler
-
Öğretmenlerin motivasyonlarını
arttırarak onların daha verimli ve yaratıcı
ortamlarda
öğrencilere
ulaşmaları için okul yönetiminin ve psikolojik
danışmanların öğretmenlere gerekli
yönlendirmeleri yapması,
-
Psikolojik danışmanların
ve sınıf öğretmenlerin sorumluluklarını
bilerek gerekli görevlerini zamanında ve aksatmadan
yerine getirmeleri. Öte yandan, okul yöneticilerin
de velilerle (anne-baba) karşılıklı
iletişim ve diyaloğu güçlendirerek projenin
uygulanma aşamasında denetleyici bir rol
üstlenmesi,
-
Kişisel görüşmelerin,
(öğretmen-veli-psikolojik danışman) öğrencilerin
herbirinin büyüme, olgunlaşma, yetenek ve ilgilerinin
farklı olması nedeniyle tek tek ve uygun görüşme
odalarında yapılması,
-
Bu görüşmelerdeki amaç;
öğrencilerin yeteneklerini tanıyarak ev ortamından
ilk defa uzaklaşan çocukların okula mutlu
gelip gitmelerini kolaylaştırmak, akademik
başarı için gerekli ev-okul ortamı işbirliği
sağlayarak öğrencilerin kendi ders çalışma
sistemlerini ve yöntemlerini geliştirmelerinin
sağlanması,
-
Öğretmen ve psikolojik
danışmanların tanıdıkları
kadarıyla öğrenciler hakkında küçük ipuçları
vererek velinin güvenini kazanması ve kaygılarını
azaltması,
-
Öğrencilerin istediğimiz
temel davranışları ve becerileri kazanmaları
için gerekli olan psikolojik ödüllerin devreye sokulması,
Son olarak, daha önce sözü
edilen ve dönemin başlarında gerçekleştirilmesi
önerilen sınıf öğretmeni ve psikolojik
danışmanın tek tek anne-babayı bilgilendirdikleri
bireysel toplantılarda ne tür konulara odaklanabilecekleri
üzerinde durmakta yarar vardır. Bu toplantılar,
velilerin daha işin başında yönlendirilmeleri
ve veli-okul arasında sağlıklı bir
işbirliğinin başlatılması açısından
önemlidir. Dahası, böylesi özel bir yaklaşım
velilerde çocuklarının okula başlamasından
kaynaklanan başlangıç kaygılarını
azaltabilir.
· Velilere, genel beklenti
mesajlarının verilmesi, öğrencilerin eğitim
hayatlarında onların da birer öğretmen
olduklarının vurgulanması, velilerden beklenenleri
ve onların da okuldan beklediklerinin açık hale
getirilmesi ve karşılıklı bir güven
ortamının sağlanması,
· Velilere, çocuklarının
eğitim hayatlarında yapmaları ve yapmamaları
gereken davranışların neler olacağı
konusunda bilgi verilmesi. Ayrıca, çocukları
bir takım temel becerileri kazanırken onlara
esnek davranıp zaman tanımaları gerektiğinin
açıklanması,
· Velilere, akademik hedeflerinin
neler olduğu, dönem sonunda çocuklarının
neler başarabilecekleri konusunda bilgi verilmesi,
· Velilerden, öğrencilerin
ders çalışma çizelgelerini takip etmeleri için
yardım istenmesi,
· Velilere, öğrencilerin
ev çalışma ortamlarının düzenli olması
için bazı yönlendirmelerin yapılması, önerilerde
bulunulması,
Bu projenin odaklandığı
ekseni tekrar vurgulamakta yarar vardır: Unutmamak
gerekir ki, herşey çocuklar içindir. Tek başına
ne öğretmen, ne psikolojik danışmanlar ne
de velilerin çabası öğrencilerin iyi yetişmesi,
bütün yaşamları boyunca gerekli olan temel beceri
ve bilgileri doğru kazanmaları için yeterli değildir.
Bundan dolayı öğrencilerin eğitim hayatlarında
önemli rolleri olan öğretmen-veli ve psikolojik danışman
arası iletişimin güçlendirilmesi gerekmektedir.
Öğrencileri sınıf öğretmeni, veli ve
psikolojik danışmanlar arasında kurulacak
profesyonel bir üçgenin ortasına yerleştirmeden
bu hedefleri başarmak mümkün olmayacaktır.
Ataç,
F. (2001). Öğretmenler İçin Öğrenci
Psikolojisi: “Önce Ruhsal Eğitim,” İstanbul:
Epsilon Yayınevi.
Meyer,
J.W & Rowan, B. (1977). “Institutionalized organizations:
Formal structure as myth and ceremony,”
American Journal of Sociology, Vol. 83, No. 2,
s. 340-63.
Olmsted,
P.& Lockhart, S. (1995). “Do parents and teachers
agree?,” Michigan, MI: High/Scope Educational
Research Foundation.
Stone,
J. & Taylor,F. (1976). “Parent’s Schoolbook,”
Newyork, NY: Penguin.
Wolfendale,
S. (1983). “Parental participation in children’s
development and education,” Newyork, NY: Gordon and Breach Science Publishers.
|